Hayvan Sahiplenmeden Önce Sorulması Gereken Sorular
Sahiplenme bir alışveriş değil, on yılı aşan bir taahhüttür. Karar öncesinde dürüstçe yanıtlanması gereken başlıklar.
Bir hayvanı eve almak, alışverişten çok bir taahhüde benzer. Vitrindeki ya da barınak kafesindeki bir bakış, insanı birkaç saniye içinde ikna edebilir; oysa verilecek karar on yıldan uzun bir süreyi kapsar. Sahiplenme sonrası yaşanan sorunların büyük bölümü, hayvanın kusurundan değil, karar aşamasında sorulmayan sorulardan doğar. Aşağıdaki başlıklar, o kararı romantik bir dürtü olmaktan çıkarıp gerçekçi bir değerlendirmeye dönüştürmeye yarar.
Zaman gerçekten var mı
İlk ve en belirleyici soru budur. Bir köpek, günde toplamda birkaç saatlik doğrudan ilgi ister: yürüyüş, oyun, eğitim, bakım. Kediler daha bağımsız görünür ama onların da düzenli oyun ve etkileşime ihtiyacı vardır; tek başına bırakılan bir kedi çoğu zaman sıkıntı belirtileri gösterir.
Burada dikkat edilmesi gereken şey, mevcut haftanın değil, önümüzdeki yılların ortalamasının düşünülmesidir. İş temposu, taşınma ihtimali, eğitim planı, ailedeki olası değişiklikler hesaba katılmalıdır. "Şimdi vaktim var" cümlesi, on beş yıllık bir kararın dayanağı olarak zayıftır.
Bütçe neyi kapsıyor
Sahiplenmenin maliyeti mamayla sınırlı değildir. Düzenli sağlık kontrolleri, aşılar, parazit önlemleri, kum ya da bakım malzemeleri, tırnak ve tüy bakımı, tatil dönemlerinde bakım çözümü ve beklenmedik sağlık giderleri toplam tabloyu oluşturur. Özellikle beklenmedik giderler için önceden bir tampon ayırmak, ileride zor kararlar vermek zorunda kalmamanın en etkili yoludur.
Yıllık toplamı kabaca hesaplayıp on iki aya bölmek, bu yükün gerçekçi bir resmini verir. Rakam kâğıt üzerinde zorlanıyorsa, kararı ertelemek hayvana yapılabilecek en iyi iyiliktir.
Ev ve yaşam düzeni uygun mu
Kiracıysanız ev sahibinin ya da yönetim planının hayvan konusundaki tutumunu önceden netleştirmek gerekir. Bu konu, sahiplenme sonrası en sık yaşanan geri verme nedenlerinden biridir. Evin fiziksel özellikleri de önemlidir: Balkon güvenliği, pencerelerde tel bulunup bulunmadığı, kedi için dikey alan, köpek için sakin bir dinlenme köşesi.
Ev halkının tamamının bu kararda hemfikir olması ayrı bir koşuldur. Bir kişinin isteyip diğerlerinin katlandığı bir sahiplenme, hem hayvan için hem ev içi ilişkiler için sorunlu bir zemin oluşturur. Alerji durumları da karar öncesinde konuşulmalıdır.
Hangi hayvan, hangi karakter
Görünüşe göre seçim yapmak en yaygın hatadır. Bir ırkın ne için geliştirildiği, gündelik hayatta nasıl bir enerji ve uyarım talep edeceğini büyük ölçüde belirler. Çobanlık ya da av geçmişi olan ırklar, yeterli iş verilmediğinde bu enerjiyi ev içinde başka biçimlerde harcar.
Yaş da önemli bir değişkendir. Yavru sahiplenmek eğlenceli görünür ama tuvalet eğitimi, uyku düzeninin bozulması, diş çıkarma dönemi ve yoğun sosyalleşme ihtiyacı ilk aylarda ciddi bir emek ister. Yetişkin bir hayvanı sahiplenmenin büyük avantajı, karakterinin büyük ölçüde belli olmasıdır: enerji düzeyi, çocuklara ve diğer hayvanlara tepkisi, evde yalnız kalabilme durumu önceden bilinir.
Uzun vadeli sorular
Birkaç soru daha var ve bunlar en az diğerleri kadar belirleyicidir. Tatile çıktığınızda hayvana kim bakacak? Uzun süreli bir hastalık ya da yaşlılık dönemi geldiğinde bakım yükünü üstlenebilecek misiniz? Taşınmanız gerekirse hayvanı da götürme kararlılığınız var mı? Beklenmedik bir durumda ona bakabilecek ikinci bir kişi var mı?
Bu soruların hepsine kesin cevap vermek zorunda değilsiniz, ama hepsini önceden düşünmüş olmak fark yaratır. Cevapları netleştikten sonra sahiplenme kararı verildiğinde, hayvan geçici bir heves değil, planlanmış bir aile üyesi olarak gelir.
Son olarak, sahiplenme kaynağını değerlendirmek de bu sürecin bir parçasıdır. Barınaklardan ya da güvenilir yerel gruplardan sahiplenmek, hem yer açar hem de hayvanın geçmişi ve karakteri hakkında bilgi almanızı sağlar. Sağlık kayıtları, kimliklendirme durumu ve varsa davranış notları mutlaka istenmelidir.
Bu soruların bir kısmına ancak deneyerek gerçekçi cevap verilebilir. Bir barınakta gönüllü olarak birkaç hafta geçirmek, tanıdıklarının hayvanına tatil dönemlerinde bakmak ya da geçici bakım üstlenmek, hayvanla yaşamanın gündelik yükünü teoriden çıkarıp somut hâle getirir. Sabah yürüyüşünün yağmurda nasıl bir şey olduğunu, kusan bir hayvanı temizlemenin ne demek olduğunu, gece uyandıran bir sesin nasıl hissettirdiğini yalnızca deneyim öğretir.
Bu deneme dönemi aynı zamanda tercihlerinizi netleştirir. Bazı kişiler sürekli temas isteyen bir hayvanla mutlu olurken bazıları daha mesafeli bir arkadaşlığı tercih eder. Enerjik bir köpekle geçirilen tek bir hafta sonu, sayfalarca ırk açıklamasından daha çok şey anlatır.
Bütün bunların sonunda "şu an uygun değilim" demek bir başarısızlık değildir. Hayvan sevgisini göstermenin tek yolu sahiplenmek değildir; barınaklara destek olmak, geçici bakım üstlenmek ya da sahiplendirme süreçlerine yardımcı olmak da aynı sorumluluğun parçasıdır. Doğru zamanı beklemek, hem sizin hem bir gün eve gelecek hayvanın lehinedir.